Bazi seylerden emin degilim. Hangi sacin bana daha cok
yakistigindan, en sevdigim yemekten, hangi erkek tipini begendigimden hangi muzik
turunun favorim olduguna kadar anket skalasinin her noktasinda amatorce
davranislar sergiliyorum. Yalniz bildim bileli karsimdaki insani degistirmeye
calistigim. Sanki bana asik olunca hop diye degisecek o adam. Olmayor oyle
iste. Bardan mi buldun onu? Sensiz bara gittiginde etrafa bakacaktir (seni de oyle
bulmustur hani hani). Arkadasinin
arkadasi mi? (Senden sonra/sen varken arkadaslarin arkadaslarina goz dikme
ihtimalinin aya kadar yolu var), kosesinde cekingen, kendi halindeyken mi
begendin, e o zaman sen de kahraman olup gunu kurtarmasini beklemiceksin cunku
sadece peter parker adli efendi cocuk yari zamanli olarak spiderman
olabilmektedir. Simdi adini unuttugum bir teori var, yada hipotez diyelim. Iliskinin
basinda sizi karsinizdaki insanin hangi ozelligi cezbediyorsa zamanla nefret
ettiginiz sey o oluyormus. Misal, “olm cocuk super herkes tanio mukemmel
eglenceli her gece bi yerde” dediginiz insani 6 ay sonra “bi gece de kir kicini
otur be biktim senin gece hayatindan” diye azarlayabiliyorsunuz. Yada is
ahlakina ve genc yastaki basarisina hayran kalip icine dustugunuz kucuk bey
geceyi sizinle gecirmek yerine laptop basinda is takip edip sabah toplanti icin
erkenden uzuyorsa evden bilin ki arastirmaya data olmak uzeresiniz.
Diyecegim o ki, alismak
sevmekten daha zor geliyor bazen. “Ben seni oldugun gibi seviyorum” dedigim
kimseyi daha bulamadim ben hayatimda. O yuzden emin degilim bircok seyden.
Kimilerini bazilarina gore daha cok, daha kolay
seviyoruz, kabul. Ama yine de yine de yine de zor iste. Dolayisiyla ben bir aya
yakindir iliskiler ve karakterler uzerine cok dusunmuyorum. Dusunmeye
basladigim zaman kendime yapmam gereken is listesini hatirlatip kendi icimde
felsefik tartismalara girmenin gereksizliginden dem vuruyorum. Ne yapiyorum?
Sevdigim insanlarla tabana kuvvet geziyorum. Ne yapiyorum? Hirslaniyorum. Cunku duygusal hezeyanlar cokuntume
sebep olurken kariyerim icin hirslanmak, yeni yerler gorecek olup yeni bir
ortama girecek olmanin heyecaniyla yapacaklarimi halletmek isime geliyor.
Hazirlaniyorum. Bos zamanlarimda Lonely Planet’in Isvicre rehberini okuyorum,
notlar aliyorum; vizemin pesinden kosturuyorum, her canim sikildiginda 50 mekik
cekiyorum (manevi sikintilari fiziksel performansa dokmek de ne kadar amerikan
dimi). Zaten ucuncu kez yeni bir ortama girip kendi basima mucadele verecek
olmanin korkusu icindeyim, yalan degil. Okulda kendini kanitla, yeni arkadaslar
edin (gulumseye calis), calis calis calis… bunlar yeni degil ama hala
ayaklarimin geri geri gittigi anlar oluyor. Sonra dusunuyorum ben su an 25
yasinda, cok kere kalbi kirilmis olsa da catlaklarin ustunden atlayarak
dereceyle okulunu bitirmis, kendi imkanlariyla Avrupa’nin neredeyse tamamini
gezmis (yetmez ama evet), ustune dunyanin en iyi okullarindan birinde yine
dereceyle yuksek lisansini tamamlamis ve senede dunyada dort kisiye verilen
burslardan birini alarak doktoraya baslayacak insanim. Bu yuzden ki (sanirim)
calisarak her seyin olabilecegine inaniyorum (ki yanlis), ucu sonu olmayan
hayaller kuruyorum. Halbuki hepimiz kendi uzerimize calissak belki samanlik…
Neyse, dedim ya, hic emin degilim.
“I think I figured out the most important thing, and I don’t want to make this sound negative, at all, but in the best way possible, I fricking give up. I give up. You can’t try to make your life perfect, I’m just trying to have a good time, just trying to appreciate the things that I have around me.. I give up on the “dream” dream, I think every life’s all a dream.. it’s all wonderful… and terrible, and I give up, in the nicest way.” Fiona Apple
“I think I figured out the most important thing, and I don’t want to make this sound negative, at all, but in the best way possible, I fricking give up. I give up. You can’t try to make your life perfect, I’m just trying to have a good time, just trying to appreciate the things that I have around me.. I give up on the “dream” dream, I think every life’s all a dream.. it’s all wonderful… and terrible, and I give up, in the nicest way.” Fiona Apple

2 yorum:
ben de isviçrede doktora yapmak istiyorum, işiniz olmadıgı bir zaman size birkaç soru sormak için mail atabilir miyim
malesef bu yorumu simdi gordum, hala sorulariniz varsa niveuspuella@gmail.com'a email atabilirsiniz.
Yorum Gönder