10 Kasım 2009 Salı

yuh

hayvanlikta son nokta: sevgilinin aldigi portakal seklindeki dilimlenmis cikolatayi, dilimlere ayirmadan hart diye isirarak yemek.

09 Kasım 2009 Pazartesi

proceed please


tez konumu yazacagima yine fitir fitir blog geziyorum. 2 post okuyup bir cumle yazarsam nah biter bu paper sabaha. ustelik daha yarinki discussion sorularini hocaya gondermem, konferansa katilan panelistlerin adreslerini bulup hepsine tesekkur karti atmam gibi bir dolu dandik is de yapmam lazim. saat 11 bucuga geliyor. sabah 5'e kadar calissam, oglenki toplantiya yetisebilirim, toplantidan sonra seminere kadar birkac makale okusam, seminere katilip derse girsem, aksam eve donerken de supermarkete ugrayip bir seyler alsam...saat kac olur? aksam 10-11. yani boyle bir pazartesi sendromundayim ki sorma blog. ama stres oluyorsam nedeni var.

simdi kahveden midem delindigi icin artik kolaya gecis yaptim. bardak bardak kola, avuc avuc pembe post-it, kitaplar ve laptop. hic birimize uyku yok bu gece. ayrica erkekarkadasimin (canimmmm) bir kutu icine turlu cikolata doldurup bana surpriz olarak gonderdigi sekerlemeleri de yariladim. bu donem sonunda got gobek baglamazsam iyidir. otur, oku, ye, oku, otur, yaz...

pff.

insert: Do the Panic by Phantom Planet

08 Kasım 2009 Pazar

fun nights


bir baska cumartesi gecesinde gorusmek uzere, esen kaliniz.

05 Kasım 2009 Perşembe

autumn in DC






ya her seyim ya hicim

her sey ayni anda olmuyor blog. calisan kadin modeli- lipstick jungle hatunlari olsun ya da samantha jones olsun filan...yok yani olmuyor iste. anlatamiyorum.

cok mesgulum, cok yorgunum. mutsuz degilim ama durup dusunecek vaktimin olmamasindan muzdaribim. CIA'in baskaniyla tanisiyorum ama oturup mastir tezimin konusuna karar verecek vaktim yok. otobuse bindigimde bile cantamdan makaleleri cikarip okumaya basliyorum, sabahlari kahvalti hazirlayacak vaktim olmadigi icin starbuck'a dadaniyorum (bir muffin daha yersem kusacagim), bazi sabahlari evden ciktigimda starbucks dahi acilmamis oluyor. yani sabah ise gidiyorum, aksam okula gidiyorum, eve geldigimde isin basina oturuyorum. benim rahatlama balonum yok. bir aydir ne gelen newsweekleri okudugum var (ki benim icin onemliler yani), foreign affairs'i posetinden dahi cikartmadim, istanbul guidelarim amazon paketinde, son uc gunluk new york times'in basliklari disinda hic bir seye bakmadim. aslinda vaktim olsa oyle guzel zevkine varacagim ki butun bu saydiklarimin. bir bos gun bulabilsem, bir derin nefes alacak vaktim olsa...lan bi ayaklarimi uzatip bos kafayla dergi karistirmak istiyorum yani budur.

bu arada nazar degmesin, erkekarkadasim dunya tatlisi. yani hakikaten benim gibi devamli soylenen bir kakneme cok fazla. bunun farkindayim. onun da eksikleri var elbet ama o benim aksine bir sabir ve iyilik kupu. o aydinlik, ben karanlik. o ates, ben karlar kralicesi. ayrica uzun zamandir ilk defa politikayla ilgisi olmayan biriyle beraberim, allahim ne guzel bir duyguymus bu. her konusmanin ucu israil, filistin, terorizm, avrupa birligi ve nice kaotik konuya dayanan muhabbetlerden ne kadar da fenalik gelmis icime benim! bu arada kendisi aralik ayi icin istanbula ucak biletlerini aldi. 4-5 gun keyif, ask, sehir bizim. daha sonra ailemin yanina donup bir yandan dinlenmece ve yilbasi agaci suslemece, diger yandan tez arastirmasi yapmaca. dort, bes, on alti gozle bekliyorum aralik ayini. bir de blogu okuyan istanbul canavarlarindan tavsiyeler bekliyorum. ben istanbulu cok bilmem. genel gecer, bebek, bogaz, asmali filan yani ama nerden nereye nasil gidilir, hangi cafe'de ne yenir filan hakikaten bilmiyorum. bu konuda yardim lutfen...her oneriye acigim.

bir de cadilar bayrami girdi araya tabi. o gun heyheylendim, son bir saatte uyduruk bir makyaj yapip perugumu alip disari ciktim. Georgetown tamamen bir hayvanat bahcesine donmustu. herkes delirmisti resmen ya, korktum yani. en son hatirladigim sey gecenin bir yarisi acikip patates kizartmasi kokusunu takip ederek girdigim Zburgerda altindaki boxerin ustune pembe kocaman bir tutu takmis, yari ciplak kocaman bir amcaydi. ve dolayisiyla o patatesler hic yenmedi tabi.

bir de vucudumda garip kizarikliklar cikti bi ara. dedim bocekler mi yiyor beni filan ama yok yani buyuk ihtimalle strestenmis. kremler, ilaclar girla tabii. o kadar isimin gucumun arasinda bir de gunde iki kere krem sur, 6 saatte bir ilac al. ustelik ilaclar da uyku getirmez mi? ulan zaten 5 saat uyuyorum gunde, 2 mocha bi filtre kahve icmezsem derse gidemiyorum falan, bi de bana uyku ilaci gibi sey vermisler...3 gun sonra biraktim yani.

bu cuma icin aldim kocaman rakimi(elime kese kagidinda tutusturdular zaten butun kampuse rezil oldum, sil bakalim kolaysa simdi o alkolik imajini), bi arkadas da meze bulacakmis...demlenicem valla. yeter be. darlandim. uc kadeh icip dalgalanicam.

p.s.: bir de su paragraflar arasina foto koymayi beceremiyorum. hayatimin genel bir ozeti olan dandik telefon fotolarini ise bir daha ki post'a aktariyorum...

04 Kasım 2009 Çarşamba

var bizim programda bunlardan

<3

I know this will be the most ridiculous and cheesy post ever but he said he's falling for me. thought I should make a note of this.


....clouds...