24 Şubat 2013 Pazar

Para Brahman

 
“Ne yapiyorsun???” diye soruyorlar ve haklilar. Insan uzak olunca daha bir goze batiyor ortadan kaybolmalar. Fb’u cok kullanan bir insan olmadigim icin gecen sene yapilan uyarlari goze alarak ve bir suru mesaja “yokum ama aslinda sunu yaptim” dememek icin gittigim yerlerden bir fotograf koymayi uygun gordum, ise yariyor. Onun disinda twitter ultimate cemkirme mekanim zaten, bloga da baskalarini okumak icin ugruyorum ekseriyetle.

Zor zamanlardan geciyoruz. Zor degil de, geciyoruz iste. Gecis donemi. Bir ne oldugunu anlama sureci gibi. Bir kar yagiyor, bir duruyor gunes aciyor, iki uc derece isiniyor hava derken bulutlar kapliyor gokyuzunu, yagmur ciselemeye basliyor. 
Geldigimden beri bir kitap okuma acligi icindeyim sanki, her gece oturup onlarca sayfa kitap okuyorum. Onun disinda dersler basladi zaten, pur dikkat istatistik dersini dinlerken icim gecmesin diye agzima arada cikolata atiyorum, birazdan muzikal icin ilk toplanti yapilicak, ayin 8inde ilk tez savunmasi falan derken gumbur gumbur gelmeye bile basladi bu donem anlayacaginiz. Bir bucket list yaptim kendime, hayatta yapmak istedigim seyleri yazdim. Daha onceki listemi kaybettim ama gecen uc senede 7 tanesinin ustunu cizdigimi hatirliyorum. ‘Peki neyi dort gozle bekliyorsun’ diye sorarsaniz cevabim hep ayni sanirim. Gezmeyi. Karlarin erimesiyle sirt cantami takip daglara cikmak gibi bir amacim var. Telefonum, bir gunluk beslenme ihtiyacimi karsilayacak kadar yemegim, su mataram, fotograf makinem ve ben. Isvicre gezi rehberleri ve haritalarimi koydum bir koseye bekliyorum. 15 gun sonra bir senelik tren abonmani da alacagim icin beni tutmaniz zor artik.

Bekliyorum iste. Beklerken oyalaniyorum. Sarap iciyorum, anlatiyorum, okuyorum, yaziyorum ve en hava civasindan oturup suits izliyorum. Suits demisken harvey spector varken mike ross’u kim secer bilmiyorum. Gerci anne hathaway’e guzel denilen bir dunyada insanlarin cok degisik secimler yapmasina alistim gibi. Ama cok degil. Onumuzdeki ay 26 yasina girerken hala bircok seyi anlamamanin heyecanini yasiyorum aslinda. Herseyi cok biliyormusum gibi her lafa atlayan olmaktansa bilmediklerimi kabullenmeyi tercih ediyorum.

Dun cok sevdigim birinin dogumgunuydu, birkac gun sonra yine cok guzel bir balik kizi dogacak. Taniyip tanidigimiza pisman oldugumuz katran gibi insanlarin yaninda beyaz ve yuvarlak cakil taslarim onlar benim. Bunun ne demek oldugunu anlamakta zorlanirsaniz yazin sahile indiginizde beyaz ve yuvarlak taslari arayin, ne demek istedigim daha net ortaya cikacaktir.

Yani aslinda, yazmamam bazen iyiye isaret. Hegel’den calacak olursam “The periods of happiness are the blank pages of history". 
Simdi, izninizle, sapkami atkimi takip toplantiya gitmek uzere kendimi dinc ve soguk havaya birakiyorum. Au revoir.


2 yorum:

Aslihan Gunhan dedi ki...

alıntıya bayıldım. yazcağını da biliyodum :)

Npuella dedi ki...

inertia kicker ilan ediyorum seni!