“Ne yapiyorsun???” diye soruyorlar ve haklilar. Insan uzak olunca
daha bir goze batiyor ortadan kaybolmalar. Fb’u cok kullanan bir insan
olmadigim icin gecen sene yapilan uyarlari goze alarak ve bir suru mesaja
“yokum ama aslinda sunu yaptim” dememek icin gittigim yerlerden bir fotograf
koymayi uygun gordum, ise yariyor. Onun disinda twitter ultimate cemkirme
mekanim zaten, bloga da baskalarini okumak icin ugruyorum ekseriyetle.
Zor zamanlardan geciyoruz. Zor degil de, geciyoruz iste.
Gecis donemi. Bir ne oldugunu anlama sureci gibi. Bir kar yagiyor, bir duruyor
gunes aciyor, iki uc derece isiniyor hava derken bulutlar kapliyor gokyuzunu,
yagmur ciselemeye basliyor.
Geldigimden beri bir kitap okuma acligi icindeyim
sanki, her gece oturup onlarca sayfa kitap okuyorum. Onun disinda dersler
basladi zaten, pur dikkat istatistik dersini dinlerken icim gecmesin diye
agzima arada cikolata atiyorum, birazdan muzikal icin ilk toplanti yapilicak,
ayin 8inde ilk tez savunmasi falan derken gumbur gumbur gelmeye bile basladi bu
donem anlayacaginiz. Bir bucket list yaptim kendime, hayatta yapmak istedigim
seyleri yazdim. Daha onceki listemi kaybettim ama gecen uc senede 7 tanesinin
ustunu cizdigimi hatirliyorum. ‘Peki neyi dort gozle bekliyorsun’ diye
sorarsaniz cevabim hep ayni sanirim. Gezmeyi. Karlarin erimesiyle sirt cantami
takip daglara cikmak gibi bir amacim var. Telefonum, bir gunluk beslenme
ihtiyacimi karsilayacak kadar yemegim, su mataram, fotograf makinem ve ben.
Isvicre gezi rehberleri ve haritalarimi koydum bir koseye bekliyorum. 15 gun
sonra bir senelik tren abonmani da alacagim icin beni tutmaniz zor artik.
Bekliyorum iste. Beklerken oyalaniyorum. Sarap iciyorum,
anlatiyorum, okuyorum, yaziyorum ve en hava civasindan oturup suits izliyorum.
Suits demisken harvey spector varken mike ross’u kim secer bilmiyorum. Gerci anne
hathaway’e guzel denilen bir dunyada insanlarin cok degisik secimler yapmasina
alistim gibi. Ama cok degil. Onumuzdeki ay 26 yasina girerken hala bircok seyi
anlamamanin heyecanini yasiyorum aslinda. Herseyi cok biliyormusum gibi her
lafa atlayan olmaktansa bilmediklerimi kabullenmeyi tercih ediyorum.
Dun cok sevdigim birinin dogumgunuydu, birkac gun sonra yine
cok guzel bir balik kizi dogacak. Taniyip tanidigimiza pisman oldugumuz katran
gibi insanlarin yaninda beyaz ve yuvarlak cakil taslarim onlar benim. Bunun ne
demek oldugunu anlamakta zorlanirsaniz yazin sahile indiginizde beyaz ve
yuvarlak taslari arayin, ne demek istedigim daha net ortaya cikacaktir.
Yani aslinda, yazmamam bazen iyiye isaret. Hegel’den calacak
olursam “The periods of happiness are the blank pages of history".
Simdi,
izninizle, sapkami atkimi takip toplantiya gitmek uzere kendimi dinc ve soguk
havaya birakiyorum. Au revoir.
2 yorum:
alıntıya bayıldım. yazcağını da biliyodum :)
inertia kicker ilan ediyorum seni!
Yorum Gönder