14 Kasım 2012 Çarşamba

Noël à la Française

-->
Yogun gecen haftasonundan sonra yilbasi agacimi kurdum (evet evet erken, tamam). Benim icin, ha noel ha yilbasi, olayin hazirlik asamasi korkunc zevkli. Ben bit kadarken babamin boyundan buyuk gercek cam agacini kapidan gecirmeye calismasini izledigimi, sonra sabahtan aksama kadar ozenle o agaci susledigimizi, ve de yine o bit kadar ayni insanin agacin yaninda ayrilmadigini cok net hatirliyorum. Noel deyince aklima rengarenk parlak kagitlarla kapli hediyeler, agactan sarkan minik melekler, yanip sonen isiklar, odalarin kenarina konulan kirmizi mumlar, noel baba sapkalari geliyor hemen. Bir de halamin isvicre’den getirdigi degisik hediyeler, cikolatalar, ozellikle renkli boyama kalemleri (o zaman bunlar farkli bir gezegenden geliyormus gibi hissederdim). Isin ozeti, noel yaklasinca ben kendimden geciyorum. Hele avrupa’da bu olayi yasamak cok farkli. Raflar suslerle, noele ozel cikolatalarla dolup tasarken kendimi tutup her seferinde ancak 1-2 minik sey alarak cikiyorum, yoksa butcem daha kimseye hediye almadan cokebilir.

-->
Ayrica sirf ben miyim erken heyecan yapan? Starbucks da cicili bicili kupalarini, yilbasina ozel kahvelerini getirmis. Hepsini denedigimi soylememe gerek yok (sanki yuzlerce varmis gibi). Cranberry mocha’yi ya burada yapamiyorlar yada bildigin recel koyuyorlar icine, o yuzden sevemedim. Toffee nut’i sevmem zaten. Gingerbread latte ise favorim. Ustundeki kremayi bir zevkle yiyisim var sanirsin ilk defa cikolata yiyen yumurcak karakteriyim.

Calistigim karanlik ve agir konularin aksine bu aralar etrafim oldukca renkli ve parlak bu yuzden. Noel heyecanim disinda dersler, odevler, hocalarla konusmalarla geciyor butun gun. Bir butun gun ayni koltukta oturunca bir anda kalkip road runner gibi kutuphaneden kosarak cikmak istiyorum bazen. Neyse ki bu ay ders konusunda ne kadar yogunsam akli dengemi korumak icin de bir o kadar nedenim var. Yarin sabah dersten once randevusunu bir ay onceden aldigim cern’e gidiyorum mesela bir arkadasimla. Cuma gunu bonobo konseri var, cumartesi ise gonullu olarak bir yerde calisicam, simdilik bu salvation army’nin evsizlere yemek verdigi yer olarak gorunuyor.

Hazir aklima gelmisken, Isvicre’den okuyanlar varsa serve the city geneva’nin websitesine girip gonullu olmak icin form doldurabilirsiniz. Ben gecen aksam aldigim kotu nota kufrederek markette sarap almak icin dolasirken, bir ekmek icin bile parasini denklestiremeyen bir adamla karsilastigim zaman kendi egom canima tak etti. Her seferinde gorup icim eziliyor, kendimi kotu hissediyorum ve daha da kotusu hicbir sey yapamadan hayatima devam ediyorum. Hep zamanim olmadigindan sikayet etsem de bu sefer bu olaya, sirf kendim icin, daha mutlu bir insan olmak icin girmeye karar verdim. Sitede gelecek aktivitelerin bir listesi var. Ister evsizlere, ister yaslilara veya kimsesiz cocuklara yardim edebilirsiniz. Denemeye deger. Cumartesi gununden sonra daha cok bilgi verebilirim bu konuda sanirim.

Baskasina yararimin dokunabilecegi bir platform bulmanin sevincine ek olarak arkadaslarimdan cok guzel haberler aldim son gunlerde. Dodo’nun calistigi dergide yazdigi yaziyi ve adini gormek icin oyle sabirsizlaniyorum ki sabah kontrol ettigim posta kutusuna bir de aksam bakiyorum (ki postaci sadece sabah geliyor tabi). Bu blogun gizli sahibesi, nam-i diger french butterfly chloe’in master tezi odul almis Amerika’da. Ben daha tezin konusunu anlamak icin basligi iki kere okurken, minicik bir kizcocugu o koca tezi nasil yazmis hic bilemiyorum. Laf aramizda, chloe calisarak basarmanin en guzel ornegidir benim gozumde zaten. Ilerde cok iyi yerlere geleceginden hic suphem olmayan yegane insanlardan. En son da guls’un hem radikal blog’daki yazilarini hem de bu ay sabitfikir’de dediklerini okudum, hem dediklerine katildim, hem de cok begendim. Yani insan sevdigi insanlar basarili olunca, onlar mutlu olunca, hele de onlardan uzaktaysa cok daha farkli bir sevinc yasiyor. Kelimelerle aram daha iyi olsa, cok da edebi bir sekilde anlatabilirdim bunu ama simdilik siz anlamis olun ne demek istedigimi.

Iste boyle geciyor haftalar. Yogun, bazen bunaltici (hele aksam eve gelip yemek yapacak malzemenin kalmadigini gorunce yasanan buhran cok fena), ama yine de alinan en kucuk haberle, merakla beklenen en ufak olayla renklenen gunlerle dolu.

Darisi basiniza, diyelim.









ben yaptim, ben!

3 yorum:

Dilcun D. dedi ki...

şu gingerbread latteyi bir an evvel yapmalıyım! bir de, fotoğrafları görünce, evet evet görünce, sanırım yakın zamanda ben de ağacı çıkaracağım... :)

gülş dedi ki...

seni yerim kız çocuğu! skype date'imize de yer ayır!

Npuella dedi ki...

su skype date olayina girelim gercekten ozledim diyorum! sesim duyulmuyor mu :)