Yogun gecen haftasonundan sonra yilbasi agacimi kurdum (evet
evet erken, tamam). Benim icin, ha noel ha yilbasi, olayin hazirlik asamasi
korkunc zevkli. Ben bit kadarken babamin boyundan buyuk gercek cam agacini
kapidan gecirmeye calismasini izledigimi, sonra sabahtan aksama kadar ozenle
o agaci susledigimizi, ve de yine o bit kadar ayni insanin agacin yaninda
ayrilmadigini cok net hatirliyorum. Noel deyince aklima rengarenk parlak
kagitlarla kapli hediyeler, agactan sarkan minik melekler, yanip sonen isiklar,
odalarin kenarina konulan kirmizi mumlar, noel baba sapkalari geliyor hemen.
Bir de halamin isvicre’den getirdigi degisik hediyeler, cikolatalar, ozellikle
renkli boyama kalemleri (o zaman bunlar farkli bir gezegenden geliyormus gibi
hissederdim). Isin ozeti, noel yaklasinca ben kendimden geciyorum. Hele avrupa’da
bu olayi yasamak cok farkli. Raflar suslerle, noele ozel cikolatalarla dolup
tasarken kendimi tutup her seferinde ancak 1-2 minik sey alarak cikiyorum,
yoksa butcem daha kimseye hediye almadan cokebilir.
Ayrica sirf ben miyim erken heyecan yapan? Starbucks da
cicili bicili kupalarini, yilbasina ozel kahvelerini getirmis. Hepsini
denedigimi soylememe gerek yok (sanki yuzlerce varmis gibi). Cranberry mocha’yi
ya burada yapamiyorlar yada bildigin recel koyuyorlar icine, o yuzden
sevemedim. Toffee nut’i sevmem zaten. Gingerbread latte
ise favorim. Ustundeki kremayi bir zevkle yiyisim var sanirsin ilk defa
cikolata yiyen yumurcak karakteriyim.
Calistigim karanlik ve agir konularin aksine bu aralar
etrafim oldukca renkli ve parlak bu yuzden. Noel heyecanim disinda dersler,
odevler, hocalarla konusmalarla geciyor butun gun. Bir butun gun ayni koltukta
oturunca bir anda kalkip road runner gibi kutuphaneden kosarak cikmak istiyorum
bazen. Neyse ki bu ay ders konusunda ne kadar yogunsam akli dengemi korumak
icin de bir o kadar nedenim var. Yarin sabah dersten once randevusunu bir ay
onceden aldigim cern’e gidiyorum mesela bir arkadasimla. Cuma gunu bonobo
konseri var, cumartesi ise gonullu olarak bir yerde calisicam, simdilik bu
salvation army’nin evsizlere yemek verdigi yer olarak gorunuyor.
Hazir aklima gelmisken, Isvicre’den okuyanlar varsa serve the city geneva’nin
websitesine girip gonullu olmak icin form doldurabilirsiniz. Ben gecen aksam
aldigim kotu nota kufrederek markette sarap almak icin dolasirken, bir ekmek
icin bile parasini denklestiremeyen bir adamla karsilastigim zaman kendi egom
canima tak etti. Her seferinde gorup icim eziliyor, kendimi kotu hissediyorum
ve daha da kotusu hicbir sey yapamadan hayatima devam ediyorum. Hep zamanim
olmadigindan sikayet etsem de bu sefer bu olaya, sirf kendim icin, daha mutlu
bir insan olmak icin girmeye karar verdim. Sitede gelecek aktivitelerin bir
listesi var. Ister evsizlere, ister yaslilara veya kimsesiz cocuklara yardim
edebilirsiniz. Denemeye deger. Cumartesi gununden sonra daha cok bilgi
verebilirim bu konuda sanirim.
Baskasina yararimin dokunabilecegi bir platform bulmanin
sevincine ek olarak arkadaslarimdan cok guzel haberler aldim son gunlerde. Dodo’nun
calistigi dergide yazdigi yaziyi ve adini gormek icin oyle sabirsizlaniyorum ki
sabah kontrol ettigim posta kutusuna bir de aksam bakiyorum (ki postaci sadece
sabah geliyor tabi). Bu blogun gizli sahibesi, nam-i diger french butterfly
chloe’in master tezi odul almis Amerika’da. Ben daha tezin konusunu anlamak
icin basligi iki kere okurken, minicik bir kizcocugu o koca tezi nasil yazmis
hic bilemiyorum. Laf aramizda, chloe calisarak basarmanin en guzel ornegidir
benim gozumde zaten. Ilerde cok iyi yerlere geleceginden hic suphem olmayan
yegane insanlardan. En son da guls’un hem
radikal blog’daki yazilarini hem de bu ay sabitfikir’de dediklerini okudum, hem
dediklerine katildim, hem de cok begendim. Yani insan sevdigi insanlar basarili
olunca, onlar mutlu olunca, hele de onlardan uzaktaysa cok daha farkli bir
sevinc yasiyor. Kelimelerle aram daha iyi olsa, cok da edebi bir sekilde
anlatabilirdim bunu ama simdilik siz anlamis olun ne demek istedigimi.
Iste boyle geciyor haftalar. Yogun, bazen bunaltici (hele
aksam eve gelip yemek yapacak malzemenin kalmadigini gorunce yasanan buhran cok
fena), ama yine de alinan en kucuk haberle, merakla beklenen en ufak olayla
renklenen gunlerle dolu.
Darisi basiniza, diyelim.
| ben yaptim, ben! |
3 yorum:
şu gingerbread latteyi bir an evvel yapmalıyım! bir de, fotoğrafları görünce, evet evet görünce, sanırım yakın zamanda ben de ağacı çıkaracağım... :)
seni yerim kız çocuğu! skype date'imize de yer ayır!
su skype date olayina girelim gercekten ozledim diyorum! sesim duyulmuyor mu :)
Yorum Gönder