18 Kasım 2012 Pazar

filmi daha iyiydi


 Clementine: And in your little brain. You try to figure out, "Did she fuck someone tonight?"
Joel
: No, see Clem. I assume you fucked someone tonight. Isn't that how you get people to like you?

Elimde tuttugum cok birsey yok aslinda. Gecmise yapismamaya gosterdigim ozenle beraber benim icin en onemli seyler iki avucumun icini dolduracak kadar azaldi zamanla. Kimisini geri aldilar, kimisinin anlami yitip gitti. Hepi topu 5-10 parca minik sey kaldi geriye. Cogu kagit parcalari. Kenarlari kivrilip iz yapmis, defalarca okunup katlanmaktan yipranmis.

Yine daraldim evde. Nefes alamadim. Kisin en guzel yanlarindan biri disari ciktiginizda yuzunuze vuran buz gibi hava. Kati, direncli. Ruzgara karsi yuruyup usumemeye calisirken verilen savasla unutuyorum aklimdakileri. Birkac dakikaligina da olsa bazen unutmak en buyuk huzur kaynagi.

Golun kenarina gidip agaclari arkama alarak bir banka oturuyorum. Kimse yok disarda. Bunu aliskanlik haline getirmemem gerektigini bile bile, kollarimdaki morluklara aldiris etmeden yine karanlikta disari cikiyorum. Cebimde minik kagitlar.

Tekrar acip okuyorum yazilanlari. Katlayip cebime geri koyuyorum. Sonra bir daha. Sonra bir daha. Taa ki “boyle askin izdirabini”diyerek galeyana gelip iskeleye cikana kadar. Cunku ellerimdekini suya birakirsam, zaman daha cabuk akip gider, anilar kaybolur, su iyilestirir.

Gozlerimi kapatip kendimi onun yerine koymaya calisiyorum. Usumuyorum artik, salon sicak olmali. Muzik sesi. Kadeh sesi. Bir suru gulumseme, makyaj, alkis. Gozumu aciyorum, yaprak bile oynamiyor cenevre’de. Bir kiz karanlikta gol kenarina gitmis iskelenin en ucunda sehrin isiklarina bakiyor. Kadraji ikiye bolup iki kisinin hayatini gosterdigi klise filmler geliyor aklima. Kimse kayda almiyor ama, izleyen kimse yok.

Arkami donup ufak adimlarla uzaklasiyorum yine. Hava soguk, ellerim ceplerimde, cephaneligimden eksik vermeyerek.

Uzun bir kis beni bekliyor.

Hiç yorum yok: