Baya sağlam içiyorum. O kesin.
Bunun dışında pek bir şey yap(a)mıyorum. Okul kapalı,
konsoloslukla yüzgöz olduk zaten, annemler tatilde, köpük desen lastik
atma-kapma savaşları dışında 7 kilosunu olabildiği kadar geniş alana yayarak
uyuyor. Çok az yiyorum. Acıkmıyorum. Ya da günde bir ögün yiyerek güneşi
batırıyorum. Geçen gün Aspava’ya gittim bir soslu-soğanlı yedim, sonra Gaga’da
oturdum, yağmurda ıslandım, bir arkadaşımla kişi başı bir sürahi sangria’yı
devirdim ve ikimizde hala sarhoş değildik. Dışarda güzel ve biçimliyken, evde
olabildiğim kadar dağınık ve umursamazım. Akşama kadar yarı çıplak oturup müzik
dinliyorum, uyuyorum, gazete bakıyorum, tekrar uyuyorum filan. Gece olunca 12ye
kadar içip içtikten sonra ben değilmişim gibi oluyorum. Tanımadığım yerlerde
tanımadığım insanlar görüp toplamda beş kelimeyle üç saat geçirebiliyorum (Bi
tane daha alabilir miyim). Sonra eve gelip müzik dinlemeye devam edip güneş
doğana yakın uyuyorum. Harika rüyalar görüyorum. Yanımda sevdiğim olduğunda
kaybetme korkusuyla ölmeye beş kala uyanan ben onu elinden tutup hiç gitmediğim
yerlere götürüyorum.
Sonra uyanıp yere yatıyorum, sadece sabahları (bazen de
öğleden sonra) bi sigara yakıyorum. Güneşte kıvrılıp giden dumanları izlerken
geçiyor işte zaman.
Falan.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder