21 Nisan 2012 Cumartesi

In and Out

Aslinda yazmak istiyorum ama hakikaten icimden gelmiyor. Facebook'a bak, Twitter'i takip et, Blogger'da kim neler yazmis, Tumblr ne alemde, hoppa eksisozluk, Pinterest de ne? gibisinden sarmallara girince ustune bide haberleri takip etmeye calisinca beynim yaniyor. Dolayisiyla sosyal medya takibimi minimum seviyeye indirdim ister istemez. Kayboldugum surede ise hezeyanlarla dolu oldugu kadar gulup eglendigim insanlarla gecirdim, ruhumu yeniledim bir nevi.

Bir kere bahar gelince cicek acan insanlardanim o yuzden keyfim pek yerinde. Adamlara "fransizca cok anlamiyor ben" emailleri atmama ragmen 3 sayfa fransizca geri cevap yazmis olmarina kizmiyorum artik mesela. Universiteye kayit asamasi da tamamlanir tamamlanmaz vizeye basvurucam (daha pasaportum gelmedi, o ayri), gidene kadar da Fransiz Kultur'de otlamayi dusunuyorum. Bu plan boyle. Burokratik islerle ugrasirken ay icinde 3 kere Ankara'ya gidip gelmemin baska bir sebebiyse canimin ici, biricik kahramanim babamin operasyon gecirmesiydi. Cok sukur, onu da atlattik. Hastanede kalirken bitirdigim Buket Uzuner'in SU kitabiniysa oldukca begendim. Saniyorum bunda anlattigi her yeri bilmemin de katkisi oldu. Kendisiyle ayni sahaftan kitap alip ayni cay ocagindan cay iciyormusuz haberim yokmus. Simdiyse Ahmet Umit'in son cikan Sultan'i Oldurmek adli kitabini okuyorum, lakin su ana kadar olen tek sey icimdeki yasama sevinci. Buyuk bir azimle okuyorum yine de, kitaplari yarim birakmayi hic sevmem.

Bunlarin disinda bir Cumartesi gecesi evde yesil elma yiyerek kitap okuduguma bakmayin, dun yine sacmalardan sectik, gece 4'te yerlerde surunerek eve dondum ondan bu sakinlik. Yarina ise programim full tabii ki. Degisiklik olmazsa gunbatiminda elimizde kokteyllerimiz suh kahkahalar atarak gevsek bir Pazar geciricez (koltukta yayilarak guzel muzik esliginde acik havada uyuklayacagiz demeye calisiyorum). Yakin zamanda sakin sessiz bir Cesme-Ilica kacamagi olabilir. Sonraki ay "yazlikcilar gelmeden" Bodrum'da demlenmece, Babylon Soundgarden, Chillout derken Mayis bitiyor zaten. Haziran'da Two Door Cinema Club&Metronomy, Temmuz'da melaba Morrissey, Feist'a 25 Agustos'da burda olmayabilirim artik diye bilet almadim hic de icimde kalmadi, hele hele RHCP geldigi zaman burda olmayacagim icin manasiz bir sevinc icindeyim. Sonra Agustos 19 haydi Lesbos'a Yunan dugunune yapiyorum, yazin en heyecanla bekledigim olayi desem abartmis olmam. Bu arada biricik oda arkadasimin, sirdas baligim Klaudia'nin dugun resimlerini yeni aldim, kicikirik Polonya bile vize istedigi ve isten izin alamadigim icin gidememistim ama kendisi gordugum en guzel gelinlerden olmus.

Kissadan hisse bu Niveus bu aralar nerde derseniz Moda cay bahcesinde gazete okuyor olabilirim, Besiktas iskelesinin yaninda yine elinde cay, kitaba dalmis kizin ben olmasi ihtimali yuksek, Karakoy'de raki'da, Cihangir'de kaldirim kenarina oturup kahvesini icen hatun veya gece yarisindan sonra Asmali/Tomtom civarinda duvara yaslanip "lan herkesin tipi de ayri bi ilginc" bakisli insan yavrusuyum. Ama en kestirmesi kocaman kirmizi kulaklikla denize bakarken yuzunde tebessumle oturan kisi benim. Gorurseniz merhaba deyin, iki cift laf etmis oluruz. Fena mi.

Hiç yorum yok: