Iliski dolu dizileri sevmedigime karar verdikten sonra kendimi analiz edesim geldi (en sevdigim huyum ego kuyusundan asagi bakmaktir bu arada).
The Mentalist, House MD, Lie to Me ve yeni baslayan the Touch. Su an bunlardan baska dizi izlemiyorum. Hatta son bir senedir baska bir sey izlemiyorum diyelim. Korkunc bir benzerlik var butun dizilerde. Ilk uc dizide travmatik bir olay yasamis, yalniz ve cok zeki erkek, kadinlarla ilgilenmez, meraki hep tavandir ve ama tabii ki yari depresif ve sarkastik takilir. The Touch ise zamaninda cok basarili bir gazeteci olan Kiefer amcamizin karisi 9/11 de oldukten sonra otistik ama asiri zeki ogluyla kurdugu iliski uzerine.
Bu dizilerin hicbirinde kadin-erkek iliskisini islenmiyor veya en fazla bir bolumun 10 dakikasi adam ulasamadigi kadina laf sokuyor ve bolum bitiyor, seklinde. Etrafimda gordugum ve kendimi de dahil edecegim karmakarisik iliskileri izlemekten yoruldugumdan mi bilemiyorum ama hayatin ustune bir de buram buram dramatik romantizm kokan seyler izleyemiyorum, cok geliyor. Bunun yanisira, kariya kiza bakmadan isine odaklanmis ve hatta saplanti halinde calisan erkek figuru, diger opsiyonlara oranla daha cekici (simdi aklima geldi de, yillar once Prison Break ilk basladiginda ilk sezonda ciddi boyutlarda asik olmustum Wentworth abimize. Aradaki benzerligi goren parmak kaldirsin.)
Dolayisiyla kas, goz guzelligi beni hatri sayilacak kadar uzun sure oyalasa da gunun sonunda zekanin pirildamayi birak gunes gibi parlamasi gerekiyor o insanla gorusmeye devam etmem icin. Bunlari niye yazdigima gelince, sezon arasi vermis picler hicbir dizinin yeni bolumu yayinlanmadi daha beybiler. Elim ayagim birbirine karisti diziporta girince valla.
Bu arada saat 5i bunalim gece Mungan kitaplarindan su siire takildim yine. Adam hakli beyler deyip bu bos beles yaziyi da burda bitireyim bari.
bildiğim kendimi bildim bileli aşık olduğum,
bildiğim ancak aşıkken var olduğum...
işte bu yüzden, benim için aşık olmak;
çoktandır hasretine katlandığım yokluğum.
'eğer aşktan söz edildiğini duymamış olsalar
hiçbir zaman sevemeyecek olan insanlar vardır, '
demiş la rochefoucauld
benimse hep böylelerini severek başladı vurgunum...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder