4 Aralık 2013 Çarşamba

99 red balloons

her seyi kucuk kagitlara yaziyorum. teker, teker. listeler heryerde. her birinin ustu cizildiginde yasadigim tatmin kisa sureli, gidenin yerini en az iki 'yapilacak' daha aliyor.

vizeye zamaninda basvurdum mu? biletlerim tamam mi? butun faturalari odedim mi? odediklerimi dosyaladim mi? draft'i gonderdim mi hocaya? aksam yiyecek birseyler var mi evde? sabaha ekmek, yoksa musli'ye yogurt var mi? camasirlar birikti mi? yilbasi kartlarini yazarken unuttugum biri var mi?

bazen sorumluluklari omuzlarimi silkerek asagi birakmak ve geri donmek istiyorum. mekan olarak degil, gecmise. universitenin basinda (eski) sevgilimle elele dolasip en buyuk zevkin oglen burger king'e gidebilmek oldugu zamana. bana anlattigi komik hikayeleri, hikayelerin bozuk turkce'siyle daha komiklesmesini, saatlerce odasinda oturup muzik dinledigimiz gunleri. mor ve otesi mesela. aerosmith. papa roach. cimlerde kosup fiskiyelerin altindan gecerken kahkahalarimizi duyuyorum.

gecmisi oldugundan iyi hatirlamak diye bir fenomen var, bilimsel. detayli sorsan ettigimiz kavgalari da anlatirim, hukuk binasinin alt katinda nasil cildirdigimi da. ama hatirlatmazsan hatirlamam. guzel seyler daha saglam yer eder bende. simdi geriye donup baktigimda bir kisi haric herkesi gulumseyerek hatirlayabiliyorum.

dusunmeden edemiyorum, acaba onlarin sorumluluklari ne alemde? kaci buyuyebilmistir? cogu icin cevabin hayir oldugunu biliyorum, ki zaten, bu evrimsizlik yuzunden ayrilmistik birkaciyla. isin iyi tarafi, ayni kalanlarla sevgili olmak ne kadar zorsa dost kalmak o kadar kolay.

kolay seyler benim tarafima gelsin bu aralar rica ederim. isler, dostlar, tatiller. zordan payimiza duseni aldik.

tesekkurler.

Hiç yorum yok: