26 Aralık 2012 Çarşamba

kiss on cheeks, three times



Dun her anlamda ilginc bir geceydi.
Her kismini net hatirlamiyorum. Hatirladigim kisimlarda da karanlikta hizla gecen isiklara bakip biri “bottoms up” diye bagirirken plastik bardaklardan shotlari yuvarliyordum. Elimde shot sayisini gosterdigine inandigim 11 cizik var, kazandigim iddianin ceremesi olarak ise nurtopu gibi bir bas agrim.
Simdi anlatmak istemedigim bir sekilde, yillar once cok fazla goz onunde yasadigim bir iliskinin bir kita otede bile cok fazla tanimadigim insanlar tarafindan gundeme getirilmesi de futursuzca tukettigim alkolun sebeplerinden biri olabilir. 

Aslinda anlaticak cok sey var ama hizla gecmesi gereken bir hangover, uzerine yazilmasi gereken 2000 kelimelik bir paper oldugu icin tarihi belli olmayan bir gune erteliyorum bu yaziyi. 

Geriye donup bunlari okudugumda Sirp arkadasimin dertlendigimi gorup beni parkin ortasinda dansa kaldirmasini, “madem Rus hatunlar gibi iciyorsun sana bu sarkiyi uygun goruyorum” deyip telefonundan bir sarki acip bana soylemesini hatirlamak istiyorum (cunku gunun sonunda bizi ayakta tutan hep kucuk mutluluklar).

O kafayla sozlerin yarisini anlayabilmistim ama simdi tekrar bulup dinledigimde bundan daha yerinde bir ithaf olamazmis sanirim.

I am just a simple Russian girl, 
I've got vodka in my blood, 
So I dance with brown bears, 
And my soul is torn apart.


Hiç yorum yok: