15 Ekim 2012 Pazartesi

cok once, ayni bugun

-->
Donup dolasip ayni yaziyi okuyorum. Ayni gunu yasiyorum sanki. Halbuki aylar gecmis ustunden, baska bir ulkenin baska bir sehrinde, cok alakasiz problemleri olan bir insanim. ‘Sanki bir fay kirigi olustu icimde’ demistim. Hala onun ustunden atlayarak yasiyorum hayati. Gece gorusum iyi olmadigindan en cok da yine geceleri dusuyorum o karanliga, sonra sabaha kadar tirmanadur aydinliga cikmak icin.

Guven dedigin sey her turlu hassas nesneyle ozdestirebilecegin bir duygu. Kirildi mi olmuyor iste, ne geri goturebiliyorsun ne yenisini alabiliyorsun. Sonra hayat devam ediyor bir sekilde. Her gun aglayamazsin, hatta gulmeye bile basliyorsun bir yerden sonra ama bosluk oldugu gibi duruyor. Aklinin bir karanlik noktasina takilmana bakiyor dusus. Sonra hoop bir bakmissin yine ayni yerdesin.

Ben yani, ayni yerdeyim aslinda.

Cok zorlandigim seyler var burda. Derslerden tut, yalnizliktan dem vur, is yukunden bahset falan filan. Hepsini daha once gorduk, bir sekilde geciyorlar elbet ama icim…
Umudum yok yahu. Umudu olmaz mi insanin? Daha 25 yasindayken biter mi bu meret? 

Bitebiliyormus.

Her birini en sevdigim kitaplarin sayfalari arasinda ozenle kuruttugum cicekleri, filmvari bir sekilde denize birakirken kendimden bir parca da gittigini bilmeliydim aslinda. Oysa ki ben hala ellerimdeki bosluga bakip sasiriyorum. Sirf bu saskinliktan kacmak icin kosuyorum, yuruyorum kilometrelerce, en sevdigim sarkilari dinliyorum, kahve iciyorum zevkle, resim yapiyorum. Genel olarak yasiyorum iste. ‘Oh be’ bile diyorum oturdugum zaman. Iyi ki gelmisim, iyi yapmisim. Ama durursan dusersin ya… Oturdugum yerden tekrar kafami kaldirdigimda aylar oncesine geri donuyorum. Buz gibi havada sahilde oturmus parmaklarimi kuma gecirirken yuzumu kis gunesiyle isitiyorum. Yanimda umut.

‘Istanbul’da boyle bir yer oldugunu bile bilmiyordum. Ne guzelmis.’


Hiç yorum yok: