Asagida Koyu Kirmizi adli filmin cekimi var. Ozan Guven sandalyesini gunese cekip gazete okumaya baslamisken bizde her zaman oturdugumuz yeri secip, bu sefer degisik caylar isteyerek gune Karakoy-Karabatak’da basladik. Hafta oldukca yogun gecti aslinda, evin yolunu unuttum sayilir. Oncelikle uzun zamandir izlemek isteyip “vakit bulamadigim” filmleri izledik. We need to talk about Kevin, Hugo, 50/50 ve Safe Haven. Iki gunde dort film izlememin nedeni ise tabii ki usutup evden cikamamamdi. Gunduzleri film, aksamlari film, geceleri portakal dilimli cin tonikle gecirdikten sonra burnumu Pazar gunu Cihangir’de disari cikardim. Nilperi, Nilsu ve Cemre’yle once Susam’da birseyler yedik, sonra benim atesim geri ciktigindan burasi cok soguk diye mizittim ve Journey’e gectik. Bu gibi yerlerde genelde buyuk ahsap masalara oturmayi seviyorum. Kalorifer yani da olunca kedi gibi mayistim ve saatlerce oturduk orada sanirim. Kahkahalarimiz ust kati inletirken gozucuyla saga baktigimda Humeyra’nin dogumgununu kutladigini gordum. Oradan bir de Rose Marine’e gidip bir kadeh sarap icelim dedik ama hep ictigimiz sarabi artik kadeh olarak vermiyorlarmis, kil olup hicbir sey icmeden ciktik. Otururken tabii ki bu haftanin kucuk bir programini cikardik. Bu aksam Nilperi’de merlot sponsorlugunda Almodovar gecesi, Persembe once Milk acilisi sonra Babylon’da Ben L’oncle Soul, sonra da ayaklar nereye gotururse diyelim. Yuksek ertelendigi icin Cumartesi gunumuz armut gibi ortada kaldi lakin Pazar Tamirane’de brunchdayiz Dilcun hanim’la. Havada gunesli olursa bu hafta tadindan yenmez gibi gorunuyor simdilik. Simdi de susleyelim biraz…
p.s.: OST of my life'a sunu ekliyorum.
Susam'da siparis verirken ayni zamanda derin, felsefik duygular icindeyim.
Neseyle satranc oynanir, Journey.
Bunlar da Kulah cikarmasindan son eklenenler. Hep gulelim beybiler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder